|
ARKEOLOJİ NEDİR? Arkeoloji sözcüğü, Yunanca Arkhaios (eski) ve logos (bilim) sözcüklerinin birleştirilmesi yoluyla türetilmiştir. Sanıldığının aksine arkeoloji, bir tarih bilim dalı değil; kazı ve araştırmalar yoluyla insanlığın kültür tarihini aydınlatmaya çalışan, bu bağlamda da tarih bilimine katkı veren bir bilim alanıdır. Yürütülen kazı ve yüzey araştırmalarıyla, insanlık tarihinin başlangıcından itibaren insan ve içinde yaşadığı ortama ilişkin her çeşit maddi kültür kanıtını (çömlek, tandır, taban, karbonlaşmış bitkiler, figürin, fresk, çöp çukuru, v.b.) belgelenmekte ve tümevarım ya da varsayımsal tümdengelim yöntemleriyle incelenmektedir. Bu çalışmalarla bugün yok olmuş toplumların yaşam biçimlerini, kültür ve uygarlık tarihlerini ortaya koymakta, eski çağ toplumlarının içinde geliştiği ortamı yeniden kurarak kültürler arası benzerlikleri, ilişkileri ya da farklılıkları stratigrafik ve kronolojik düzen içinde değerlendirmektedir. Arkeoloji biliminin incelediği kalıntı ya da buluntuların daima toprak altında olması dolayısıyla bunların bulunup gün yüzüne çıkartılması ve değerlendirilebilmesi ancak bilimsel kazı yöntemleri uygulanarak yapılabilmektedir. Arkeoloji bilimi, bu verilerden hareketle, bugün yok olmuş toplumların yaşam biçimlerini, kültür ve uygarlık tarihleri ile bunların içinde geliştiği ortamı (iklim, çevre koşulları, doğal kaynaklar, sosyo-ekonomik yapı, etnik yapı, yaşam tarzı, beslenme alışkanlıkları, teknolojik düzey, ölü gömme adetleri, v.b.) incelemektedir. Bu bağlamda arkeolojik araştırma söz konusu olduğunda görkemli bir altın gerdanlık da, basit bir taş balta da aynı bilimsel değere sahiptir. TÜRKİYEDE ARKEOLOJİK ARAŞTIRMALARIN TARİHÇESİ Yurdumuzda sanat tarihi eğitimi veren ilk kurum, 1883 yılında Osman Hamdi Bey tarafından kurulan "Sanayi-i Nefise-i Şahane", bugün bilinen adıyla Güzel Sanatlar Akademisi'dir. Osmanlı Devletinin son dönemlerinde başta Osman Hamdi Bey olmak üzere çeşitli araştırmacılar tarafından yürütülen kazılarda elde edilen buluntular ve bu buluntuların sergilenmesi Asar-ı Attika Nizamnamesinin yasalaşmasını gerektirmiştir. Buna karşılık İmparatorluğun değişik noktalarında sürdürülen çalışmalar bilimsel olmaktan ziyade bir takım buluntuların gün yüzüne çıkarılması ve değerli görülenlerin başkente taşınması şeklinde gerçekleşmiştir. Cumhuriyetin ilanının ardından başta Atatürk'ün, Türkiyenin yurdumuzun toprak altındaki tarihsel mirasına sahip çıkmasının ve bu konudaki araştırmalara koşulsuz desteğinin bir sonucu olarak 15.4.1931 tarihinde "Türk Tarih Kurumu" kurulmuştur. Söz konusu kurumun kuruluş amacı Anadolu'nun eski uygarlıklarının ve Türklerin kökeninin araştırılmasıydı. Bu süreçte gene Atatürk'ün isteği doğrultusunda, 1935 yılında Alaca Höyük'te Türk araştırmacılar tarafından yönetilen ilk sistematik kazı çalışmalarına başlanmıştır. Atatürkün arkeoloji biliminin, üniversitelerde de okutulmasına yönelik düşüncelerinin sonucu olarak 1934 yılında Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi kurularak faaliyete geçmiştir. Türkiye'de Atatürk'ün açtırdığı bu bölümler, Hitler döneminde Türkiye'ye gelen bilim adamlarınca Almanya Üniversiteleri örneğine göre kurulmuşlardır. Ancak, Almanya'da araştırmaya yönelik olan enstitü kurumu, Türkiye'de yeterince yerleştirilememiş ve Üniversitelerde eğitim amacı ön plana çıkmıştır. Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi, 1982 yılına kadar, Türkiye'deki çeşitli üniversitelerde kurulan arkeoloji kürsüleri için örnek oluşturmuştur. Tüm dünya üniversitelerinde olduğu gibi, bu bilimler, ayrı kürsüler, bölüm statüsünde birimler ya da enstitüler halinde, ayrı ayrı öğrenci alıp yetiştiren kurumlar halinde gelişimlerini sürdürmüşler ve bu şekilde bilim dünyasında yol almaya devam etmişlerdir. 1982 yılından sonra gerçekleştirilen yeni düzenlemeler arasında, her biri farklı birer disiplin olan Prehistorya, Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi, Klasik Arkeoloji ve Sanat Tarihi bilim dallarının yapay olarak birleştirilerek, bir bölüm çatısı altında, farklı Anabilim Dalları olarak toplanmaları da bulunmaktadır. HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ ARKEOLOJİ BÖLÜMÜ TARİHÇESİ Hacettepe Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji-Sanat Tarihi Bölümü bünyesinde 1989 yılında kurulan Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Anabilim Dalı ile üniversitemizde arkeoloji alanında lisans öğrenimine başlanılmıştır. 1997 yılında YÖK tarafından alınan karar çerçevesinde Hacettepe Üniversitesi'nde Arkeoloji-Sanat Tarihi Bölümü, Arkeoloji ve Sanat Tarihi olmak üzere iki farklı bölüme ayrılmıştır. Edebiyat Fakültesi bünyesinde kurulan Arkeoloji Bölümü, Prehistorya, Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi ve Klasik Arkeoloji olmak üzere üç anabilim dalına ayrılmıştır. Bu anabilim dallarından sadece Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Anabilim Dalı'na öğrenci alınmıştır. 2001 yılında faal durumda olmayan anabilim dallarının kapatılmasına karar verildikten sonra, 2002 yılından beri yalnızca Arkeoloji Anabilim Dalına öğrenci alınmaktadır. HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ ARKEOLOJİ BÖLÜMÜ LİSANS PROGRAMI HAKKINDA Hacettepe Üniversitesi Arkeoloji Bölümünün kuruluşu daha yeni olmasına karşılık uzman ve kendi alanlarında tanınan öğretim üyeleri ile geniş çeşitlilikte ve derinlikli bir eğitim sunulmaktadır. Böylece öğrencilerinin farklı konular ve sorunlar üzerine geniş ve ayrıntılı bir teorik bilgiye sahip olmalarını hedeflemekte ve öğrencilerin katıldıkları kazı çalışmaları ya da yüzey araştırmaları gibi alan çalışmalarıyla ile öğrenme sürecinin pratiğe dökülmesi sağlanmaktadır. Bu bağlamda da öğrencilerin, akademik ve entellektüel birikime ve pratik deneyime sahip bireyler olabilmesi amaçlanmaktadır. Bu amaçla mevcut teknolojik olanaklar ölçüsünde kaliteli, çağdaş ve katılımcı bir eğitimin, buna yaraşır fiziksel ortamlarda sunulması hedeflenmektedir. Bölümümüz her yıl 30 farklı öğrenciye kapılarını açmaktadır. Geçen üç yıllık ÖYS sonuçlarına gore bölümümüze giriş için taban puanları 2003 yılında 312.551, 2004 yılında 306.882, 2005 yılında ise 309,065 olmuştur. Söz konusu puanlarla Hacettepe Üniversitesi Arkeoloji Bölümü; benzeri Türkçe arkeoloji eğitimi veren üniversiteler arasında ikinci sırada yer almaktadır. Bölümümüz lisans programı kapsamında sunulan dersler ile temel olarak Prehistorya, Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi ve Klasik Arkeoloji disiplinleri konusunda öğrencilere gerekli bilgilerin sunulmasını hedeflemektedir. Mekân, zaman dolayısıyla da araştırma yöntemleri dolayısıyla oluşan farklılıklar söz konusu disiplinlerin Avrupada l9. yüzyıldan beri birbiriyle ilişkili ancak ayrı disiplinler olarak örgütlenmesine yol açmıştır. Buna karşılık mevcut mevzuat ülkemizdeki arkeoloji eğitiminin tek bir çatı altında ve birleşik sunulmasını zorunlu kılmaktadır. Bu yüzden bölümümüz ders programı üç ayrı disipline ait konu başlıklarını farklı oranlarda içermektedir. Kabaca bir lisans öğrencisi 4 yıllık eğitimi boyunca insanlık tarihinin başlangıcından, M.S. 100e kadar geçen zaman dilimi boyunca içinde yaşadığımız coğrafyanın kültürel tarihine ilişkin çeşitli bilgilerle donatılmaktadır. Anadolunun içinde yer aldığı Akdeniz kültür havzasındaki konumu, dolayısıyla yaşadığımız topraklardaki insan topluluklarının çevre toplumları ile yoğun ilişkilerinin verili olması; aynı zamanda çevre kültür bölgelerinin de öğrencilere tanıtılmasını zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda Mezopotamya, Suriye ve Filistin, İran, Kafkasya ve Güney Rusya, Ege Dünyası ve Güneydoğu Avrupa çevre kültür bölgelerinin genel hatlarıyla da olsa öğrencilere tanıtılması, Anadolunun kültürel tarihi mirasının kavranması açısından olmazsa olmaz bir gerektir. Bundan başkaca öğrencilerimizin ilgi duydukları konu başlıkları hakkındaki gelişimlerinin desteklenmesi amacıyla geniş çeşitlilik içeren bölüm içi seçmeli derslerle, zorunlu ders programı pekiştirilmektedir. Geçmiş toplumların anlaşılması açısından ölü dillerin öğretilmesi hayati bir öneme sahiptir. Bu bağlamda Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi çalışmaları için Sumerce, Akkadca, ve Hititçenin Klasik Arkeoloji çalışmaları içinse Latince ve Klasik Yunancanın öğrencilere sunulması elzemdir. Bu amaçla bölümümüzde Sumerce, Akkadca, ve Hititçe dillerine ilişkin seçmeli dersler uzman öğretim üyeleri tarafından verilmektedir. Ayrıca bir bilim alanı olarak arkeolojinin çalışma yöntemleri, arazi çalışmalarındaki yöntemler, belgeleme ya da değerlendirme yöntemleri de teorik ve pratik ağırlıklı derslerle öğrencilere sunulmaktadır. Arkeoloji bir bilim alanı olarak sonuçlara ulaşma, kültür tarihinin kavranması noktasında diğer bilim alanları ile sıkı ilişkilere sahiptir. Bu açıdan halkbilim, antropoloji, jeoloji, biyoloji, kimya gibi kürsülerden alınacak dersler öğrencilerin; araştırma yöntemlerinin kavraması, bilimsel çalışma yöntemlerini hayata geçirmesi ve disiplinlerarası çalışma yeteneğini geliştirmesi açısından desteklenmektedir. |